Öncelikle sizi ve firmanızı tanıyabilir miyiz?
Fatih Suat Oyman: Ben Fatih Suat Oyman. Makina Mühendisiyim. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra aile şirketimiz olan Oyman Makina’da bilfiil çalışmaya başladım. Şirketimiz 1989 yılında H. Umran Oyman tarafından kuruldu. Asıl sektörümüz fındık ağırlıkta olmak üzere gıda makinalarını üretmek. Bunun yanında 2. sektörümüz hidrolik iş makineleri oldu. Bu sektörde yaklaşık 10-15 yıllık Ar-Ge çalışması, son 2-3 yıldır da bunun pazarlaması tarafında çalışmalar yürütüyoruz. Böylelikle 2. sektörümüz olan iş makineleri tarafında da piyasada yerimizi aldık. Şirketimizin genel anlamda özeti budur.
Sizin de ilk yol aldığınız gıda makinalarınızın serüveni nedir? Bu makineleri nerelere ihraç ediyorsunuz?
Fatih Suat Oyman: Şirketin başlangıç noktası gıda işleme makinalarıdır. Ağırlıkta fındıkla başladı. Fındık işleme makinaları için 1994 yılında Arsin OSB’ye yerleştikten sonra ciddi bir şekilde hem yurtiçinde hem yurtdışında önemli firmalarla beraber güzel iş birlikleri yaptık. Üretim anlamında Oyman Makina’nın ürünleri dünyaya güzel bir marka olarak yerleşti. Örnek olarak Azerbaycan ve Hollanda ile ihracata başladık. Daha sonra pazarı genişleterek İtalya’ya açıldık. Yeri geldi Rusya’ya, Şili’ye, Vietnam’a… Pakistan’da, Mısır ’da önemli bir üretim hattımız var. Keza Gürcistan’da da önemli bir üretim hattımız var. Yaklaşık 20 farklı ülkeye bu konuda ihracat gerçekleştirdik. Firmamızın “ Trabzon’dan Dünya’ya” sloganının bir nevi hakkını vermeye çalışıyoruz. Bu da bize mutluluk veriyor.

İlk çıkış noktanız gıda makinaları. Burada da başarılı olduğunuzu görüyoruz. Peki gıda makinaları sonrasında 2. sektörünüz olan hidrolik iş makinalarına geçişiniz nasıl oldu?
Fatih Suat Oyman: Bunun birinci sebebi gıda makinalarının biraz daha proje bazlı bir sektör olması. Bize biraz daha seri üretim kazandırabilecek bir sektör arayışına girdik. Bunun en önemli ikinci sebebi ise H.Umran Oyman’ın da daha önce hidrolik iş makinaları konusunda tecrübesinin olmasıydı. Yine 1980’li yıllarda Trabzon’daki Değirmendere Sanayisi’nde belediyelere hidrolik sıkıştırmalı çöp kamyonu üretiyorlardı. Oradan gelen bir tecrübe vardı. Oradan gelen tecrübeyi hem kullanmak istedik hem de iş makinaları konusunda önemli bir pazar payı vardı. Bu nedenlerle hidrolik iş makineleri bizim 2. sektörümüz oldu. Biz bu süreçte çok farklı makinalar da yaptık. 2005 yılına dayanan ürün araştırma prototip üretme konusunda da çalışmalar yaptık.
Yaptığınız bu çalışmalardan da bahseder misiniz? Nedir bu çalışmalar?
Fatih Suat Oyman: Mini ekskavatör, mini loder, damper ve tünel mikseri yaptık. Yine o zamanlar da mobil beton mikseri üzerine çalışmalara başladık. 2007 yılında da 3.5 tonluk mini ekskavatörü ürettik. Ama o tip makinaların dünyada rekabeti ciddi boyutlarda. Biraz daha araştırdığımızda yurtdışında fuarlara katılarak nasıl bir ürün üretebiliriz diye düşündük. Orada bu makinelerle tanıştık. Mobil beton mikserlerini daha çok İtalyanlar yapıyordu. Şimdi tabi artık Çinliler de üretimini yapıyor. Bu ürün konusunda hem pazarda ihtiyacının olduğunu gördüğümüz, özellikle gelişmeye açık ülkelerde bu tip ürünlerin daha çok kullanılabileceği ya da daha çok tercih edileceği düşüncesiyle karar verdik. Türkiye’de de bu ürünü yerli malı belgesi kazandırarak ilk üreten marka olmanın da ayrı bir gururu var.
Son zamanlarda özellikle Filipinlere yaptığınızı ihracat çok fazla konuşuldu. Bu ihracatı bize biraz daha detaylı anlatır mısınız?
Fatih Suat Oyman: İlk bahsettiğimiz gıda sektöründe nasıl sloganımızın hakkını vermeye çalışıyorsak aynı ifadeyi ve başarıyı hidrolik iş makinaları sektöründe de uygulamaya çalışacağız. Burası bir aile şirketi. Aile fertleri olarak Trabzon’da doğduk. Burada okuduk. Üniversitelerimizi de burada okuduk. Burada da kendi firmamızda çalışmaya başladık. Dolayısıyla Trabzon’a hem bir aidiyet hem de ülkenin tüm sınırlarına olduğu gibi şehrimiz adına da bir sorumluluğumuz var. O yüzden bu ürünleri Trabzon’da üretip hem ülkemizde bir gurur kaynağı yaratmak hem de Türk imalatını yurtdışında güzel bir şekilde sergilemenin derdindeyiz. Onun için mücadele ediyoruz. Biz bu mücadele doğrultusunda çalışıyoruz. Uzun bir Ar-Ge çalışması sonucunda en verimli ürünü yapmak istedik. Yoksa biz daha öncesinde de bu ürünleri çıkartabilirdik. Fakat biz hep denedik. Farklı yerlerde de müşterilere teslim ettik. Onlar da denedi. Önemli bir süreç sonucu ürünlerimiz ortaya çıktı. Dolayısıyla şu an ortaya çıkardığımız ürün elde edebileceğimiz en iyi ürün oldu. İlk başta bu ürünü Kazakistan’a ihraç ettik. Kazakistan’a 4 adet makineyi gönderdik. Daha sonrasında yurtiçinde satışlarımız devam ederken ayrıca bir Filipinler ile bir iletişim oldu. Bu iletişim da sonuçlanınca Filipinlere doğru Türk imalatının çalışır vaziyette olduğunu bilmek bizlere daha ilerleyen günlerde daha farklı bölgelere de ürün göndermenin cesaretini veriyor.

Trabzon adına Oyman Makina olarak çok ciddi çalışmalardan yapıyorsunuz. Şehrimizin adını birçok ülkeye taşıyorsunuz. Peki Oyman Makina’nın bu anlattıklarınız dışında yeni bir hedefi var mı? Bizler hem Trabzon’umuzun adını hem de Oyman Makina’nın adını nerelerde görmeye devam edeceğiz?
Fatih Suat Oyman: Bu ürünlerimiz sonuçta yerli malı belgesine sahip. Ama yerlilik oranını daha yüksek seviyelere çıkartarak Türk imalatına katkı sunmak istiyoruz. Ayrıca Trabzon sanayisine daha güçlü bir şekilde destek vermek istiyoruz. Dahası hem gerek o sorumluluğu daha büyük şekilde taşımak hem istihdama katkı sunmak hem de Türk imalatını en güzel şekilde Trabzon’dan duyurmak. Bu yolda bu şirket elinden geleni yapmaya çalışıyor. Tüm ülke genelinde takdire şayan ürün üretebiliyorsa bu bizim için en güzel hedeflerden biri olur.
İlk sektör gıda. İkinci sektörünüz hidrolik iş makineleri. Peki Oyman Makina’nın 3. Bir sektör arayışı var mı?
Fatih Suat Oyman: Şimdilik farklı bir sektör arayışımız yok. Bulunduğumuz sektörlerde teknolojiye daha uyumlu makineler üretmek daha ayrı bir yatırım planımız var. İş makinalarımızda daha yeni projelerimiz de olacak. Yapılan iş sadece beton mikseriyle sınırlı kalmayacak. Daha önce çalıştığımızı bazı makinelerde daha kompakt ürünler planlayarak onların da üretimine geçmek istiyoruz. Örnek veriyorum yakında bir loder projesiyle karşınıza çıkabiliriz. Şu anda onun Ar-Ge çalışmaları devam ediyor. Dolayısıyla mevcut sektörlerde ürün yelpazesini mevcut teknolojiye uyarlamak hem de biraz daha genişletmek şu anki hedefimiz.

Siz bir sanayici olarak Trabzon sanayisini nasıl değerlendirirsiniz?
Fatih Suat Oyman: Trabzon’da sanayi konusunda aslında gelişebilecek dünya pazarında yeri olan firmalarımız mevcut. Fakat istenilen ya da arzu edilen seviyeye henüz ulaşamamış bir yapı var. Sonuç olarak biz Trabzon bir sanayi kentidir diyemiyoruz. Dolayısıyla mevcut yerlerin de önemli derecede gelişmeye katkı sunması ya da mevcut yerlerin fiziki şartlarının daha çok büyümesi anlamında da gelişmelerin olduğunun haberini alıyoruz. Özellikle bunlar gerçekleşirse Arsin OSB’sine de çok büyük katkılar sağlayacaktır. Özellikle imalat ve sanayi açısından Trabzon’un teşvik alabilme seviyesinin daha yüksek seviyelerde olması lazım. Çünkü bu bölgelerin özellikle Karadeniz’in, diğer bölgelerimizin gelişmiş sanayi bölgelerinin yanında, daha da gelişmesi gerekiyor. Samsun-Sarp demiryolunun bu bölgelerden geçeceğini düşünürsek buranın da gerçekten daha güçlü bir sanayiye ihtiyacı var. Hem teşvik olarak daha çok desteklenmesi gerekiyor hem de bölgelerde imalatı daha çok gelişmesi gerekiyor. Bu yöndeki yatırımların sayısının artması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Trabzon ne kadar planlanan pazarlara olan konumundan kaynaklı istenilen seviyede olamasa da getirilebilecek bir yerde.
Sizin de mezunu olduğunu bölgemizin en iyi üniversitesi olan KTÜ’de çok iyi mühendislerin yetiştirildiğini biliyoruz. Peki KTÜ, şehrimizdeki sanayiyi nasıl etkiliyor? Ne gibi katkılar var ya da ne gibi katkılar kazandırabilir?
Fatih Suat Oyman: KTÜ’de okurken de mezun olduktan sonra da üniversiteyle bağlarımı koparmadım. Dolayısıyla dışarıda bir KTÜ mezunu dendiğinde önemsenen bir algı var. KTÜ, bunu bir anlamda başarabilmiş. Ama şu an üniversitenin mühendislik puanlarında birtakım düşüşler var. Buna rağmen üniversitenin eğitimi gerçekten çok kaliteli. Şehrimiz adına her anlamda çok önemli bir yeri var. Fakat birçok mühendislik bölümleri var. Buralarda şöyle bir dezavantaj var. Ne yazık ki öğrencilerimiz yaşadığımız bu bölgelerde staj yeri bulamıyor. Bu öğrencilerin zorunlu stajları var. Bu zorunlu stajları kapsamında, bu bölgelerde yeterli sayıda staj yeri bulamıyorlar. Dolayısıyla böyle bir teknik üniversitenin varlığı, ki Türkiye’nin 4. Teknik üniversitesi ve konumu çok önemli. Hal böyleyken çevresinin de sanayi ve imalat açısından güçlü bir yapısı olması lazım. Ya da iş birliklerinin daha da güçlendirilmesi lazım. Dolayısıyla üniversite zaten gelişiyor ve şehirde ayrı bir yeri var. Trabzon sanayisinde de gerçekten önemli imalatlar yapılıyor ve gelişmeye müsait. Bizler el birliğiyle Trabzon’un da ülkeye katkısı anlamında kendisini paralel doğrultuda geliştirebileceğini düşünüyorum. Bunu da geliştirebilmek için bize de bir pay düşüyorsa bizler de elimizden geleni yapacağız. Üniversite de bu doğrultuda çabalıyor. Ayrıca sanayicilerin de bu doğrultuda çaba harcadıklarını görüyorum.

Fatih Bey, bu konuşmadan KTÜ’den mezun olan öğrencilerimizin bu şehirde kalmadıklarını ya da kalamadıklarını anlıyorum.
Fatih Suat Oyman: Bunun en büyük sebeplerinden bir tanesi, öğrenci sayısının gerçekten fazla olması. Trabzon’un bu kadar büyük potansiyelleri karşılayabilecek iş istihdamı kapasitesi ne yazık ki yok. Dolayısıyla burada; ne, nerede, nasıl yatırım yapılması gerektiği planlanarak hareket etmek gerekir. Fakat daha iyi seviyelerde sunulan imkanı bu şehre el birliğiyle kazandırabiliriz. Buradaki verilere bakıldığında tabi ki KTÜ’de okuyan öğrencilerimizin kaçının Trabzon’da yaşıyor kaçının başka şehirde yaşıyor bakılması lazım. Ben özellikle makine mühendisliği adına konuşabilirim. Öğrencilerin ne yazık ki çok küçük bir bölümü şehrimizde kalabiliyor. Çünkü iş olanağımız bu kadar. Dolayısıyla onlar da iş bulabilmek adına farklı şehirleri yahut belki de yurt dışını tercih etmek zorunda kalıyor. Ciddi bir mezun sayımız var. Her sene önemli bir kitle mezun oluyor. Bunlar da meslek hayatına adapte olmak zorunda. Ama bu bölgelerde böyle bir istihdam sorunumuz ne yazık ki var. Dolayısıyla da genç nüfusumuz şehrimizden göçüyor.
Peki siz firmanızda çalıştırmak üzere eleman aradığınızda kalifiyeli eleman bulmakta zorlanıyor musunuz?
Fatih Suat Oyman: Biz bir aile şirketi olmanın avantajını yaşıyoruz. İçerideki arkadaşlarımız da yıllardır çalışıyor ve hatta ilk başlanılan süreçlerden beri devam eden arkadaşlarımız var. Hep birlikte bir aileyiz aslında. Onlarla birlikte hem işleri yapabilen hem de öğrenebilen gençleri bulmakta zorluk çekiyoruz. Bizim ki hem ağır hem de tehlikeli bir iş. Ama bir o kadar da zevkli bir iş. Çünkü sıfırdan bir malzeme üretip onu tüketiciye sunacak hale getiriyorsun. Sanayinin ya da rekabetin çok yüksek olmayışı bazı kalifiye ya da yetenek gerektiren alanları ne yazık ki bölgemiz geliştiremiyor. O yüzden burada bu işleri yapabilen ustalık çok büyük bir değer kazanıyor. Ama belki diğer organizelerde, üretimin fazla olduğu yerlerde daha fazla hareketlilik var. Ama bu bölgelerde bazı alanlarda kalifiye sıkıntısı üzerinden gelecek adına sorunlar da yaşıyoruz.
Son olarak eklemek istediklerinizi paylaşmanızı rica ederiz.
Fatih Suat Oyman: Aslında özet olarak bağlamak gerekirse üretimin ülke gelişimine katkısı çok önemli. Bu anlamda üretilen her şey çok kıymetli ve bu değeri görmeyi hak ediyor. Daha verimli, daha güçlü üretim için, Türkiye Cumhuriyeti’nin ürünlerinin pazarda en iyi paylarını alması için hepimiz üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Bunu eğitimden başlayarak müşterilerin memnuniyeti sonucuna kadar takip etmek zorundayız. Küresel tüm gelişmelere adapte olarak gelişmekte ve öğrenmekte süreklilik sağlamalıyız.
Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.
Fatih Suat Oyman: Ben teşekkür ederim.