Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ekonomi gündemine dair kritik açıklamalarda bulundu. Yılmaz, tüm dünya piyasalarını etkisi altına alan ABD gümrük vergileri ile ilgili olarak "Türkiye'ye yüzde 10 vergi açıklandı. Şu an için bizim avantajımıza" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Merkez Bankası rezervleri ve ABD'nin gümrük vergierine yönelik açıklamalarda bulundu. CNN Türk'e konuşan Yılmaz, ABD'nin yeni vergilerini yorumlayarak "Türkiye'nin lehine olacak" dedi.
Yılmaz açıklamalarında şunları kaydetti:
REZERVLER BUHARLAŞTI İDDİASI YANLIŞ
Şu anda baktığımız zaman Merkez'in rezervleri yeterli seviyede. Merkez Bankası rezervlerini kullandığı zaman bunlar buharlaşmıyor. Karşılığında bir TL alıyor. Yarın konjonktür farklı olduğunda bunu tekrar rezervde kullanmak durumunda.
Döviz rezervlerinin yüksek olması emniyet açısında yüksek olması önemli. Neden yabancılar çekindiler? Gezi benzeri uzun vadeli kargaşa olur mu endişesi oluşturuldu. Güvenlik algısından kötümser sürece mi dönüşecek diye bir endişe oluştu. Bunun böyle olmadığı kısa sürece görüştü. CHP kendi içinden geçici bir belediye başkanı seçti. Mekanizmaların işlediği görüldü.
CHP'ye kayyum atanacak gibi şeyler oluşturuldu onlar dağıldı.
CHP'nin kendi içinden insanlar yargıya gidip "burada şaibeli bir kongre var" dediler. Hukuki süreç devam ediyor. Yargı kararını verecek. Yarın da kongre gerçekleşecek.
Demokrasilerde tartışmalar hiçbir zaman bitmez. Muhalefet partisinin "Türkiye için benim şöyle bir kalkınma vizyonum var" diye önerdiği bir politika olduğun duydunuz mu? Ayrıştırıcı dilin ne ana muhalefete ne de ülkemize faydası var.
ABD VERGİLERİ TÜRKİYE'NİN AVANTAJINA
Bu yaşananlar ekonomik düzenin dönüştüğünü görüyoruz. Eski biçimi ile küresel ekonomiden bahsedemeyiz. ABD şimdi çok farklı bir tavır sergiliyor. Herkes ulusal menfaati için adım adıyor. Bu ortamlar geçiş süreçleri. Herkesin dikkat etmesi gereken risklerin yükseldiği dönemler. Kendimizi güçlü tutmak zorundayız. Sayın Trump'ın aldığı kararlar çok önemli. Başka ülkelerin aldığı kararları iyi takip etmemiz geriyor. Sayın Trump'da müzakere edebiliriz dedi bunu takip etmek gerekiyor.
İlk olarak Türkiye'ye yüzde 10 vergi açıklandı. Şu an için bizim avantajımıza.
Yükselen tarifeler ABD pazarına mal satan ülkelerin başka pazarlara agresif şekilde girmesine neden olur bizim dikkat etmemiz gerekir. Bir yandan da emtia fiyatları düştü o anlamda da bir olumlu etkiden bahsedebiliriz.
Olumlu olumsuz takip etmek durumdayız bunları takip etmek durumundayız. Biz de bu müzakereleri yapacağız 100 milyar dolar ticaret hedefimiz var. Ticaret Bakanımız ABD'ye gidecek yakında. ABD önemli bir ticaret partnerimiz. 32 milyar doları aştı ticaret hacmimiz. 100 milyar dolara taşımak istiyoruz.
Trump'ın açıkladığı tarifeler nispi olarak Türkiye'nin yararına.
Artık korumacı bir dünyaya gittiğimiz çok açık. Her ülkenin kendi menfaatini ortaya koyduğu bir döneme doğru gidiyoruz.
AB İLE ORTAK GELECEĞİMİZ VAR
Avrupa şu anda iki büyük meydan okuma ile karşı karşıya. Birincisi Ukrayna savaşı ile oluşan güvenlik.
ABD'denin hamleleri ve Çin'den gelen rekabet AB ekonomisi üzerinde bir baskı oluşturuyor. Hem Güvenlik hem de ekonomik tartışmalar var. Her iki açıdan Türkiye'nin önemi artmış durumda. Daha güvenli bir Avrupa Türkiye'nin lehine. Daha güvenli, daha demokratik bir Türkiye Avrupa'nın lehine. Bu toplantılar uzun süredir olmuyordu. 2019'dan bu yana ilk toplantı. Avrupa ile diyaloğun yeniden başlaması sevindirici. Bizim doğan pazarımız Avrupa.
Avrupa ile bu dönem her alanda ilişkilerimizi geliştirmemiz lazım. Parlamentodan farklı sesler çıkabilir. Fransa'da da ana muhalefet ile gelişmeleri biliyorsunuz. Ana muhalefet partisi suçlu bulundu biliyorsunuz.
AB ile ortak menfaatlerimiz var. Bu başlayan diyalog süreci devam etmeli. Sadece güvenlik değil vize ve gümrük birliği süreçleri de devam etmeli.
ABD'nin Ukrayna çabasının yanındayız. Ukrayna'da ateşkes için tüm çabamızı gösteriyoruz. Ancak henüz bir anlaşma yok.
Ukrayna'nın bir taraftan toprak bütünlüğünü savunduk. Bir taraftan da Putin ile diyaloğu devam ettirdik.