MERHABA

Yazının başlığında özellikle “Merhaba” kelimesini kullandım, çünkü güzel başlayan selamlaşmaların güzel sonuçları olacağına inanıyorum.

Tam da bu nedenle bugün içinde bulunduğumuz dijital medya alanına aynı zamanda geleneksel yayıncılığımız yazılı gazete ile de bugün girmiş bulunuyoruz.

Dünya dijitalleşirken yazılı basın da nereden çıktı diyebilirsiniz elbette. Kısaca cevaplamaya çalışacağım. Dijital medya gerçekten çığır açmış durumda ama elinizde bir gazete olması, sayfaları tek tek çevirmenin verdiği o inanılmaz haz, o kağıdın kokusu çoğunluğun içinde fark yaratma arzusu diyebiliriz.

Geneksel basılı gazetede biraz da olsa fark yaratma arzusundayız. Umuyorum siz okurlarımızın da desteği ile yolumuzda sarsılmadan ilerleyeceğiz.

Şimdi hiç birinize şöyle farklıyız, böyle tarafsızız, böyle mükkemeliz falan filan gibi kendimize metiyeler düzerek bu yazıyı tamamlamayacağım. Tüm bu metiyeleri zaten yeterince duydunuz ve okudunuz.

Biz kesinlikle “TARAFIZ” falan değiliz.

Biz halkın gücüne inanan, çok bağıranın değil sesini duyurmaya çalışıp da sessizliğe mahkum olanların sesi olmayı hedefleyen, demokrasinin, hakkın, hukukun üstünlüğüne inanların tarafındayız.

Haksızlıkların üstünü kapatanların, hukuku çiğneyenlerin, hakareti konuşmak ve ifade özgürlüğü sananların değil, inandıklarını savunabilme cesaretini gösterenlerin tarafındayız.

Bizler edebiyatçı değiliz bu yüzden de metiyeler düzmek yerine halkın haber alma özgürlüğünü gözeterek Gündem Kıbrıs Gazetesini çıkarma kararı aldık.

Son bir kaç yıldır tüm dünyada tartışılan kavramları düşünüyorum da “Özgürlük” , “Mücadele”

“Barış”, “Demokrasi”  kavramlar kelimeler çoğaltılabilir ama özellikle  bu kavramları seçtim çünkü bizim ülkemizde geçmişten bugüne kadar bu kavramlar üzerinden sömürülmüş bir halk olduğumuzu düşünüyorum.

Keşke böyle olmasaydı.

“Özgürlük” kavramı mesela herkes her istediğini konuşabiliyor, yazabiliyor, giyebiliyor , isteyen istediği yere gidebiliyor buraya kadar bir sorun yok elbette ama kimin özgürlüğü nerede başlayıp nerede bitiyor sorusunu yanıtlamadan özgürleşmek mümkün değil.

Her bir başlığı ayrı ayrı açanilirim ama sizi boğmak istemem özetle özgürlük adı altında sömürülüyoruz biz.

“Mücadele” mi? Sadece kendi çıkarlarını koruyabilmek , sadece mevcutu (ekonomik) koruyabilmek için bir mücadele var. Her sabah uyandıktan sonra akşam evinize dönene kadar ne yaptığınızı ne için mücadele verdiğinizi düşünün. Göreceksiniz ki, toplumsal bir mücadele içinde değiliz.

“Demokrasi” ahhhhh demokrasi ah. Öyle çok şey var ki yazacak. Tek kelime ile sorayım demokratik haklarınız nerede başlar nerede biter? Mesela sizin demokratik hakkınız başladığı yerde başkalarının demokratik hakları bitiyor mu? Düşünün bence bunu, çünkü belki de en çok bunu yazıp konuşacağız.

Ve “Barış” .... Biz karşı komşumuzla, bir sokak ötemizdeki akrabamızla, sıra arkadaşımızla, eşiizle, çocuğumuzla, anamız babamızla küsken hangi barıştan bahsedebiliriz ki? Ne o, yok mu küs olduğunuz birileri ? Kendi kendimizle ne kadar barış içindeyiz peki? Ah barış o kadar hoyratça kullandık ki biz seni....

Uzatmayacağım bu gazetede amacımız farklılıklarımızla rağmen birlikte yaşayabileceğimizi göstermektir. Bunun için mücadele etmeye özen göstereceğiz. Yeniden herkese merhaba....