ANAYASADA EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI - Mersin Mut Haberleri

Alevi Kültür Dernekleri 14. Olağan Genel Kurulu Ankara’da Keçiören Belediyesi Neşet Ertaş Kültür Merkezinde yapıldı.
Genel kurula, divan başkanı seçilen Gani Kaplan yönetti. Saygı duruşu, İstiklal Marşı ile başlayan genel kurulda; Genel Başkan Seher Şengünlü Yılmaz’ın konuşması ardından konuklara söz verildi.
Alevi ve Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Dernekleri Genel Başkanı Cuma Erçe, DEM Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, CHP Genel Bakan Yardımcısı Koza Yardımcı, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Demir (AKD önceki dönem genel başkanı), Türkiye İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal birer konuşma yaparak örgütlerinin ve partilerinin Alevilere bakış açılarını belirttiler.
Ortak olarak Suriye’de devam eden Alevi katliamlarını dile getirdiler. Orada devam eden ötekilere karşı, yani kurulması hedeflenen Şam Şerşat İslam Devletine karşı çıkanlara karşı bir savaş, katliamların devam ettiğini, buna son verilmesi için seslerin yükseltilmesi gereğini vurguladılar.
Yıllardır ülkemizde Sünni Devlet anlayışı içinde Alevilere yapılan baskı ve zulümler, Maraş, Sivas, Çorum ve Gazi Katliamları ve Alevilere karşı yapılan eşitsizlikler dile getirildi. Çözüm yolları ortaya konuldu.
Alevi ve Bektaşi Enstitüsü tarafından düzenlenen akademik çalışma sonunda ortaya çıkan sonuç bildirgesinde Anayasada Eşit Yurttaşlık Hakkı ön plana çıkmıştı.
Birçok siyasi parti parti programlarına koydular. Sihirli bir sözcük. Anayasada eğer bir sivil anayasa yapılacaksa; bir madde yetiyor. Anayasada Eşit Yurttaşlık Hakkı konulduğunda (ama anayasayı uygulayan bir siyasi iktidar olduğunda) bu ülkede Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Ermeni, Süryani, Ezidi ve kadın, erkek eşitliği kabul edildiğinde savaş yerine, barış, kin nefret yerine sevginin egemen olduğu bir düzen gelecek.
Bolca üretim, hakça tüketim Alevi inancı, öğretisi de bu değil mi?
Konukları konuşması sonrasında Yönetim ve Denetim Kurulu raporları okundu. Şubelerden gelen delegeler söz aldı. Önemli olan bir dilekleri vardı: Tüzükte yer alan Kültür sözcüğü. 1991 yıllarında Madımak sonrası ve daha önceleri Alevi inancı ile ilgili dernekler kurulması yasak olduğundan, Pir, Ulu isimler ile kurulan dernekler vardı. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Hacı Bektaşi Veli Kültür Dernekleri, Hacı Bektaşi Veli Kültür Vakfı, Cem Kültür Vakfı. Alevi örgütlerinin hukuksal mücadelesi sonunda Alevi başlığı ile dernek kurmak yasallaşınca ülke genelinde şubeleri olan Hacı Bektaşi Veli Kültür Dernekleri adını Alevi Kültür Dernekleri olarak değiştirdi. Pir Sultan Abdal Dernekleri adı aynen kaldı.
Tüzüklerde kültür olunca, iktidar da, Kültür Bakanlığına bağlı Alevi ve Bektaşi Kültür Dairesi kuruverdi. Hem de Alevi Kültür Dernekleri genel merkez binasının yanında, Kızılay’da meclisin karşısında bir binada çalışmaya başladı.
Bazı karnı yumuşak alevi dedeleri, federasyon ve dernekleri yanına alıp Alevilere, Alevilik öğretmeye başladılar.
İşte haklı olarak konuşmacılar bir tüzük değişikliğinde Alevi Kültür tanımı yerine Alevi İnançları sözcüğünü koyma gereğini dile getirdiler.
Tabi ki, dernek tüzükleri yasa ve dernekler usul ve esaslarına göre hazırlanır. Ama zorlama, hukuk kuralları içinde mücadele ile ayakta kalmak sağlanır.
Alevi örgütleri bir şey yapmalı. Hemen tüzüklerinde yer alan Kültür tanımını İnanç olarak değiştirmeli.
Genel Kurulda faaliyet raporu, mali rapor, denetleme kurulu raporları oy çokluğu ile kabul edildi.
Seçimlere Seher Şengünlü Yılmaz, (BEYAZ) ve Hüseyin Gökce (MAVİ) liste olarak katıldılar. Gizli oylama açık sayım sonucunda Seher Şengünlü Yılmaz tekrar Genel Başkanlığa seçildi.
Yeni seçilen Yönetim, Denetim, Disiplin Kurulu üyelerine başarılar diliyoruz. Yolları açık olsun. Boz Atlı Hızır yoldaşları olsun.
Ülkede çözüm arayanlar fazla uğraşmasınlar. Anayasaya bir madde koysunlar yeter: Eşit Yurttaşlık Hakkı. Bakınız ülkede barış nasıl gelecek. Ötekiler bir araya gelecek, demokratik, laik, sosyal devlet düzeni kurulacak.
Ankara’ya gelmişken 1960’lı yıllardan bu yana alevi örgütlenmesine emeği olan Mustafa Timisi’yi meclis binasında ziyaret ettim. İzmir’de, Hacı Bektaş ve Ankara’da başlayan dernekleşme ve 1970’li yıllarda siyasi çalışmalar. Türkiye Birlik Partisi, SODEP, SHP, CHP içinde geçen siyasi mücadele yaşamını dinledim.
1970’li yıllar da rahmetli babam Hızır Üçyıldız Türkiye Birlik Partisi Silifke İlçe Başkanı olmuştu. 18 yaşında bir genç olarak onun işlerine yardımcı olmak derken kendimizi o mücadelenin içinde bulduk. Mersin’de, ülkede siyasi mücadele. Türkiye Birlik Partisi’nin 5 milletvekilinin Demirel hükümetine güvenoyu vermesi sonucu onların partiden ihraçları, Muharrem Aksoyların seçim işbirliğinden çekilmeleri. Günümüz siyasal yaşamına devam eden gidip gelmelere o kadar benziyordu ki, şaşmamak mümkün değildi.
1970’li yıllarda Köy Koop mücadelesi, Ahmet Altun, Mahmut Türkmenoğlu, Aslan Eyce, Nedim Tarhan. Halkın köylünün ekonomik bağımsızlığına giden yolda Köy Koop’un kapatılması, mallarına el konulması. Bir film şeridi gibi meclisin bir odasında dile geldi.
Alevi hareketine yön veren önderleri ziyaret etmek, onların yaşadıkları tecrübelerden yararlanmak gereği ortaya çıkıverdi.
Alevi örgüt liderleri, o önderleri ziyaret edip, onların deneyimlerinden yararlanmak gerekir. Bizden söylemesi, karar onların. Ama önce şu tüzüklerinde Kültür yerine İnanç sözcüğünü koymak. Sonra da Anayasada Eşit Yurttaşlık Hakkı’nı talep etmeye devam etmek. Musahip örgütlerle el ele, hani bir deyimle ötekilerin bir araya gelerek mücadele ruhunu yükseltmek.