Geçen pazartesi akşamı bizim de kurucuları arasında yer aldığımız Üsküdar Trabzonlular Derneği’nin iftarına gittik. İftar sonrası sıra dışı bir gelişme yaşandı ve başkan Bahattin Karadağ, önümüzdeki Mayıs ayında gerçekleşecek kongrede 2019’daki kuruluşundan beri devam ettirdiği başkanlığı bırakacağını açıkladı.
“Sıra dışı” dedik, çünkü koltuk çoğu insana sıcak gelir, kalkmak istemez ve bu ülkede bir dernek başkanı kendi istemedikten sonra kimse onu yerinden kaldıramaz. Konuya az çok aşina olanlar ne demek istediğimi anlamışlardır.
Üsküdar Trabzonlular Derneği ilk kurulduğu günden bugüne kadar ağırlıklı olarak hayır işlerine odaklandı ve bu konuda gurur duyabileceği bir noktada bulunuyor. Başkan da iftar sonrası konuşmasında özetledi.
Bahattin başkan kongrede yerine aday göstereceği ismi de kamuoyuna takdim ederken bir yandan da derneğin Üsküdar merkezde güzel bir mekânda hizmetine devam edeceğinin müjdesini verdi. Bunlar güzel haberler.
Üsküdar ve Trabzon iki değerli marka ve Üsküdar TUİK kayıtlarına göre İstanbul’da en fazla Trabzon nüfusu barındıran ikinci ilçe. Yani aslında Üsküdar’da görüldüğünden çok daha yüksek bir Trabzon potansiyeli var.
Yalnız geçen yazımızda bu yardım işlerine düştüğümüz şerh kurucusu olduğumuz dernek için de geçerli. İnsanlara balık vermek yerine balık tutmayı öğretmemiz icap ediyor.
Malum, bugünlerde ülkemiz yine sıkıntılı bir dönemden geçiyor. O haklı idi, bu haksız idi, Hızır idi, Yunus idi demeden farklı ve çok daha sağlıklı olduğuna inandığım bir açıdan: Bu ülkede – tabii ki hemşehri dernekleri de dâhil olmak üzere- sivil toplum kuruluşları görevlerini ne kadar iyi yaparlarsa ülkenin problemleri o kadar rahat ve kolay çözülür. Kimse “Ne alâkası var?” diye sormasın. Çok alakası var, hem de her şeyden fazla.
STK’ların görevlerini daha iyi yapmaları ise, hedef kitlelerinin onları bu istikamette yönlendirmesi ve zorlamasıyla mümkündür. Yoksa bir dernek kendi faaliyet alanında hiçbir şey yapmıyor da hedef kitle ve potansiyel üye konumundaki insanlar oralı bile olmuyorsa biz bu kurumların toplumun problemlerini çözmelerini daha çok bekleriz.
Üsküdar Trabzonlular Derneği kurulduğundan beri ciddi ve takdire şayan hayır işleri yaptı. Elinin uzanabildiği her yere yetişmeye çalıştı. Peki, İstanbul’un ilçelerinde kurulmuş Trabzon derneklerinin hepsinin en azından bu kadar aktif olduğunu söyleyebilir miyiz? Elbette Üsküdar Trabzonlular Derneği’nden daha fazla faaliyette bulunan Trabzon dernekleri de var ama maalesef çoğunun varlığıyla yokluğu belli değil.
Bu cümleden olarak, geçmişte zaman zaman yaptığımız çağrıyı tekrarlamak istiyoruz:
Ey hemşehriler, derneklerinize sahip çıkın. Onlar başkanların ya da yöneticilerin malı değil, tamamen sizindir. Herkes Bahattin Karadağ gibi değil, birçok sözde başkan ne yerinden kalkıyor ne de zahmet buyurup bir yaralı parmağa bevlediyor. Siz ne kadar derneklerinize sahip çıkarsanız, onlar da kendilerini problemleri çözmek ve ihtiyaçları gidermek konusunda gayretli olmak zorunda hissederler.
Derneklerin esas sahibi oldukları halde bunun farkında olmayanları uyandırma gayretlerim artarak devam edecek.