Galatasaray Meydanı’ndaki heybetli kapı Nimet Tanrıkulu’nu bekliyor

İSTANBUL - Nimet Tanrıkulu sosyalist, feminist, Dersimli Kürt ve Alevi bir kadın. Bundan 44 yıl önce 1980 darbesi döneminde tutukluluğu sırasında yaşadığı hak ihlalleri kendisini insan hakları mücadelesine adamasına neden oldu.

30 yılı aşkın süredir insan hakları mücadelesi veren 63 yaşındaki Nimet Tanrıkulu, somut bir delil olmamasına rağmen ‘terör örgütü üyeliği’ iddiasıyla 26 Aralık 2024’ten beri tutuklu.

CEZAEVİNDE İŞKENCEDEN, İNSAN HAKLARI MÜCADELESİNE

Nimet Tanrıkulu, henüz lise öğrencisiyken 12 Eylül darbesinde gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Gayrettepe’deki Siyasi Şubesi’nde sorgulandı, işkence gördü. İşkencede bir dişi kırıldı, sol kolunu kullanamaz hale geldi, çenesi çıktı, saçlarının bir kısmı köklerinden koparıldı, çıplak bırakılan bedenine elektrik verildi, Filistin askısına alındı, meydan dayağı denen işkenceye maruz kaldı. Metris Cezaevi’ne konuldu, çıkarıldığı ilk duruşmada serbest bırakıldı.

Yaşadığı kötü muamele, onu insan hakları mücadelesine itti.  Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku yüksek lisansı yaptı. Tez konusu kadın ve barıştı.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ’NİN KURUCULARINDAN OLDU

Tanrıkulu, 17 Temmuz 1986 tarihinde İnsan Hakları Derneği’ni (İHD) kuran, tutuklu-hükümlü yakınları, yazar-gazeteci, hekim, hukukçu, mimar- mühendis ve akademisyenlerin de bulunduğu insan hakları savunucuları arasında yer aldı. İHD, askeri darbenin ardından kurulan ilk sivil toplum örgütüydü. Tanrıkulu, İHD İstanbul Şube Başkanlığı, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeliği yaptı.

BARIŞ İÇİN KADIN GİRİŞİMİ

1996’da İHD altında toplanan Türkiyeli kadınlar ‘Barış İçin Kadın Girişimi’ni kurdu. Tanrıkulu yine kurucular arasındaydı.  Barış için Kadın Çalışma Grubu adıyla yola koyulan kadınlar, 20-21 Nisan’da, Taksim Keban Oteli’nde ‘Barış için Kadın Çalışma Günleri’ düzenledi.  Kürt ve Türk kadınların ‘savaşı durdurmak için birlikte neler yapabiliriz’ sorusuyla bir araya geldiği ilk toplantılardandı.

Tanrıkulu toplantıyı, “Toplantı Kürt ve Kürt olmayan kadınların bir araya gelerek deneyim paylaşımını, dolayısıyla birbirini anlamaya bir katkı çabasıydı. Toplantıya damga vuran Kürdistan’dan gelen kadınların anlatımlarıydı” ifadeleriyle anlatmıştı.

KAYIPLAR İÇİN GALATASARAY MEYDANI’NA İLK OTURANLARDANDI

90’lara gelindiğinde de insan hakları mücadelesini sürdürmeye devam etti. Gözaltında kaybedilenler mücadelesinin öncülerinden oldu.  1995’te Zorla kaybedilen kişilerin yakınları ve destekçilerinin hakikat, adalet ve hesap verebilirlik talepleriyle bir araya geldiği Cumartesi Anneleri/İnsanları Galatasaray oturmasını da başlatanlar arasındaydı. O günü şöyle anlatıyordu: “25 Mayıs 1995'te İstanbul'da Galatasaray Lisesi’nin o heybetli kapısının önüne oturduğumuzda bir avuçtuk ama galiba kendimizi o kapı kadar güçlü hissetmiştik.”

Galatasaray Meydanı’ndaki oturmalar sırasında yerlerde sürüklendi, coplandı, gözaltına alındı. 30 Mayıs 1998’de, Cumartesi Anneleri’nin esinlendiği Arjantinli Plaza del Mayo Anneleri, Galatasaray’da Cumartesi Anneleri’yle buluştu. Nimet Tanrıkulu da o buluşmadaydı.

10 Aralık 1996'da, Uluslararası İnsan Hakları Ligi tarafından verilen Carl Von Ossietzky Ödülü'nü Cumartesi Anneleri adına aldı.

DARBECİLERİN YARGILANMASI İÇİN MÜCADELE

Nimet Tanrıkulu’nun bir sonraki hak mücadelesi 78’liler Girişimi ile oldu. Tanrıkulu’nun da kurucularından olduğu 78’liler Girişimi 12 Eylül darbesinde annelik, babalık gibi yurttaşlık hakları ellerinden alınanlar için iki yıl sürdürülen ‘Yurttaşlık Haklarını İstiyoruz’ kampanyası yürüttü. Girişim, darbecilere dokunulmazlık zırhı sağlayan Anayasa’daki Geçici 15. maddenin kaldırılması, 12 Eylül Gerçeklerini Araştırma ve Adalet Komisyonu kurulması için mücadele etti.

78’liler Girişimi’nin 2007 yılında Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin yürütülen hafızalaştırma çalışmasına ve Diyarbakır Cezaevi Gerçeğini Araştırma ve Adalet Komisyonu’na da 50 aydınla beraber katkı sunanlar arasındaydı yine Tanrıkulu.

Nimet Tanrıkulu, 29 Kasım 2024’ten beri, hakkında hiçbir somut delil bulunmamasına rağmen, itirafçı beyanı ve soyut iddialarla “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla Ankara Sincan Kadın Cezaevi’nde tutuklu. 3 günlük gözaltı ve 95 günlük tutukluluğunun ardından bugün ilk kez hakim karşısında çıkacak. 

Cezaevinde Tanrıkulu'nu ziyaret eden avukatı Eren Keskin "Nimet, tüm bunları ve cezaevinde yaşanan haksızlıkları gördüğü için orada da insan hakları mücadelesine devam ediyor" dedi.

Tanrıkulu, bir yazısında şöyle diyordu: “Hakikat her nerede ise er ya da geç ortaya çıkıyor, yeter ki inatla her alanda mücadele sürsün.”