İstanbul'da yaşayan 26 yaşındaki Selin Zülal Önal, küçük yaşta yaygın gelişimsel bozukluk tanısı alarak zorlu bir mücadeleye atım attı. Onun için yorucu ve bir o kadar da sıkıntılı geçen çocukluk yıllarının ardından bu durumu avantaja çevirmeyi başaran Selin, hikâyesi ve azmiyle herkese örnek oldu. 2020 yılında yapılan bir yarışta 6.5 kilometrelik parkuru tamamlayıp İstanbul Boğazı'nı yüzerek geçen ilk otizmli kadın sporcu oldu. Ardından da hem milli takıma girme hedefini gerçekleştirdi hem de gönül verdiği sarı kırmızılı takıma kabul edildi. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında annesiyle birlikte yıllar süren mücadelelerini SABAH'a anlatan genç sporcu, 'kırmızı' giyinerek farklılıklarıyla var olma mücadelesi verenlere seslendi. Kendini öğrenmeye açık ve hırslı biri olarak tanımlayan Selin, "Bu yolculukta hiç pes etmedim ve başardım. Siz de pes etmeyin ve hayallerinizin peşinden gidin" mesajı verdi.
'BAŞARI YENİ KAPILAR AÇTI'
Yüzme ile olan bağının çocukluk yıllarında başladığını anlatan Selin, "Ailemle her yaz tatile giderdik, yüzmeyi de orada öğrendim. Annem de o dönemlerde suda rahatladığımı ve sakinleştiğimi fark etti ve bu yeteneğimin üzerine gitmeme yardım etti" dedi. Ailesinin desteği ve inancı ile büyüdüğünü belirten genç sporcu, "Karşılaştığım tüm zorluklara ve yapamazsın diyenlere rağmen yılmadım. Boğaz'ı yüzerek geçme hedefimi birincilikle taçlandırdım. Kuruçeşme'den başlayıp Kanlıca Sahili'ne kadar yüzdüm. Yüzerken kendimi özgürlüğe kulaç atıyor gibi hissediyorum. Bu benim için çok heyecan verici bir deneyimdi. Elde ettiğim başarı bana yeni kapılar açtı. Milli takıma kabul edildim. Çocukluğumdan bu yana renklerine âşık olduğum Galatasaray Spor Kulübü'nün sporcusu oldum. Yaşadığım mutluluk hayallerimin de ötesinde" ifadelerini kullandı. HEM İŞ HEM SPOR
Selin, kariyer yolculuğunu ise şöyle anlatıyor: "Liseden mezun olduktan sonra Tohum Otizm Vakfı'nın kariyer geliştirme programına dahil oldum. Haftanın 2 günü gümrük müşavirlik firmasında yarı zamanlı ithalat destek personeli olarak çalışıyorum. Beyanname tarayıp kontrollerini yapıyorum. Haftanın geri kalanında ise spor yapıyor ve yüzme antrenmanlarına katılıyorum." Güne erkenden başlayan Selin, "Ofiste işlerimi yaparken kendimi başarılı hissediyorum. Hiç hata yapmıyorum. Ekip arkadaşlarımla öğle yemekleri yiyoruz. Artık tek kalmak zorunda değilim. Antrenmanlarda da arkadaşlarım oluyor. Onlarla gezip vakit geçiriyorum" diye konuştu.
'İŞTE BENİM KIZIM'
Selin'in başarılarının arkasında, en büyük destekçisi olan annesi Sezen Yiğit var. Anne Yiğit, "Selin'in 2.5 yaşlarındayken konuşamadığını ve bir farklılık olduğunu anladım. Diğer çocuklar gibi değildi. Bu yüzden bir psikiyatra gittik. Kızıma yaygın gelişimsel bozukluk tanısı konuldu. Nasıl bir sürece başladığımızın o zamanlar farkında değildim. Ne yapacağımı da bilmiyordum. Okul öncesinde çeşitli eğitimler aldı, ardından da kaynaştırma öğrencisi olarak eğitim hayatına başladı" dedi. Yiğit, "Okul yıllarında gölge öğretmen çok yaygın olmadığı için ben hep Selin'in yanında olmaya çalıştım. Her adımında ona eşlik ettim. Sosyal yaşama adapte etmek ve çevresiyle uyumlu bir birey olmasını sağlamak için çalıştım. Hâlâ her yerde onunla olmaya çalışıyorum ama bu kez korumak için değil, başarılarıyla gururlanarak 'İşte benim kızım' demek için" diye konuştu.