İbrahim Dıvarcı fotoğraf sanatçısı yazar ve şair. Fotoğraf albümleriyle başladı onun kültürel yolculuğu ve Selçuklu-Osmanlı eserlerine yoğunlaşıp, kadim medeniyetimizin izlerini takibe koyuldu. Güzel de mesafe aldılar çalışmalarında… İbrahim Dıvarcı ile dünden bugüne süregelen çalışmalarını konuştuk.
Hangi tarihte nerede dünyaya geldiniz, ilk, orta ve lise tahsilini hangi okullarda aldınız?
Her ne kadar resmi kayıtlarda 01.12.1967 Gümüşhane, Torul, Altınpınar’da doğduğum yazılıysa da aslında 21.06.1968 Ereğli /Konya doğumluyum. Annem böyle anlatırdı.
İlkokulu Ereğli Atatürk İlkokulu ve Ereğli Öğretmen Abdurrahim İlkokulu’nda, ortaokul Bursa Atatürk Ortaokulunda, Liseyi Ereğli Cumhuriyet Lisesinde bitirdim.
Sizi, Gümüşhane’den önce Ereğli, ardından Konya’ya getiren sebep neydi?
Babam inşaat ustasıydı. 1963 yılında bir ihale sebebiyle Ereğli’ye gelmişler. Ereğli o zaman anlatıldığına göre son derece zengin, sosyal hayatı canlı bir şehirmiş. Babam da orada tanıştığı insanların teşvikiyle Ereğli’ye yerleşmiş. Annemi ve abimi de Gümüşhane’den alıp Ereğli’ye dönmüş.
Lisans ve yüksek lisansınızı nerede yaptınız?
Üniversite için yolum tekrar Bursa’ya düştü. Bursa Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F Kamu Yönetimini bitirdim. Ardından Selçuk Üniversitesi’nde Yönetim Bilimleri Yüksek Lisansımı tamamladım.
Sizinle tanıştığımız 1990’lı yıllardan bu yana kültür ve sanat faaliyetlerini yakından takip ettiğinizi, bu alanda önemli çalışmalar yaptığınızı biliyoruz. Araştırmacı ve fotoğraf sanatı bileşkesine sahip bir kültür adamı olarak gazete ve dergilerde yazdınız, sergilere katıldınız.
Bu faaliyetlerinizle ilgili bilgi verir misiniz?
1990’lı yıllarda önce fotoğraf ve ardından kültür sanat adamları ile tanışmak benim de o alanlara yönelmemi sağladı. Aslında 1980’lerin ortalarında Konya Âşıklar Bayramı vesilesi ile tanıştığımız birçok değerli insanla 1990’lı yılların başında Konya’ya yerleşince yollarımız yeniden kesişti demek daha doğru olacaktır. Ama öncelikle Konfad vasıtasıyla Konya’da fotoğraf gezilerinin ardından sergilerin oluşturduğu bir iklim içinde benim de olduğum birçok kişiye yeni ufuk ve alan açtı.
Bu dönemde Rahmetli Zeki Oğuz, Latif Çağır, Turgay Kaytancı, Cahit Sağlık ve Ahmet Kuş gibi çok değerli dostlarla Konya’da fotoğraf öncelikli etkinlikler yapmaya başladık. Aynı zaman da yine rahmetli olan Yalçın Dikilitaş, Sefa Odabaşı ve Seyit Küçükbezirci ile de birtakım faaliyetlerde birlikte olduk. O dönem özellikle rahmetli Yalçın Abinin de ısrarı ile köşe yazıları yazdım. Yeni Gazete döneminde. Ardından Akademik Sayfalar yeniden yayınlanmaya başlayınca oraya da yazılar verdim. Merhaba Gazetesinde “Şehir Yazıları” başlığı ile yazılarım yayınlandı. Çalı Dergisini de zikretmeliyim. Çünkü orada hem yazı hem şiir hem de fotoğraflarım neşredildi.
İlk kişisel sergimi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin davetlisi olarak Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezinde açtım. Birçok karma sergiye iştirak etti ve dia gösterileri yaptım. O dönem de Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yayımlanan “Tarih ve Kültür Başkenti Konya”, “Mevlâna-İnsanlığın Aynası” ve “Dünden Bugüne Konya” isimli prestij kitaplarında fotoğraflarım yer aldı.
2003 yılına kadar özel sektörde yöneticilik te dâhil çeşitli kademelerde çalıştım. 2003 yılından itibaren ise sadece fotoğraf ve belgesel alanın da çalışıyorum.
Bilgi ve birikim derinleştikçe siz kıymeti harbiyesi yüksek eserlere imza attınız. Kitaplarınız hakkında bilgi verir misiniz?
2003 yılında Sille Fotoğraf Albümü ile başladığımız yolculukta şu an onlarca eserde fotoğrafı olan bir ekibe dönüştük. Elbette bağımsız yaptığımız son derece önemli çalışmalar da mevcut.
Sille Fotoğraf Albümü (2004)
Konya ve İlçelerindeki Selçuklu Eserleri Fotoğraf Albümü (2004)
Konya’daki Beylikler Dönemi Eserleri (2005)
Konya’da Osmanlı Dönemi Eserleri Fotoğraf Albümü (2005)
Türkiye Mevlevîhaneleri Fotoğraf Albümü (2005)
Türkiye Mevlevîhaneleri Fotoğraf Sergisi Katalogu (2005)
Dünya Mevlevîhaneleri Fotoğraf Albümü (2006)
Hama Fotoğraf Sergisi Katalogu (2006)
Dünya Mevlevîhaneleri Fotoğraf Sergisi Katalogu (2006)
Bir Zamanlar Konya (2007)
Konya’daki Selçuklu Çini Örnekleri (2007)
Hz. Mevlâna İstifli Hat Levhaları Albümü (2007)
Rumeli’de Osmanlı Mirası Cilt 1 (Arnavutluk – Makedonya) (2007)
Anadolu Selçuklu Eserleri Fotoğraf Albümü (2 Cilt) (2008)
Anadolu Selçuklu Eserleri Fotoğraf Albümü (2009)
Rumeli’de Osmanlı Mirası Cilt 2 (Bosna Hersek – Kosova) (2010)
Büyük Selçuklu Mirası 5 cilt (T.C Cumhurbaşkanlığı Himayelerinde)
Büyük Selçuklu Belgeseli (T.C Cumhurbaşkanlığı Himayelerinde)
Kervan Belgeseli (T.C Cumhurbaşkanlığı Himayelerinde)
Yolların Tanıkları: Anadolu Selçuklu Hanları (T.C Cumhurbaşkanlığı Himayelerinde)
Yolların Konakları; Anadolu Selçuklu Kervansarayları (2 Cilt)
Türklerin Mirası Külliyatı (Devam ediyor.) (T.C Cumhurbaşkanlığı Himayelerinde)
Size asrın seyyahı vasfı da kazandıran uluslararası araştırma projeleri geliştirdiniz ve önemli belgesel film çalışmalarında da imzanız bulunuyor. Türkiye ve Dünya Mevlevihanelerini işlediğiniz belgeseller nasıl ortaya çıktı?
Biz 2003 yılında “Kendi Medeniyetimize Sahip Çıkmak” başlığı ile bir proje hazırlamıştık. Konya Selçuklu Belediyesi ile birlikte. Konya Hz. Mevlâna ve Selçuklu Medeniyetinden ayrı düşünülemez. Önce Konya ve ilçelerindeki tarihi eserlerin bir envanterini çıkararak işe başladık. Ardından 2007 Dünya Mevlâna Yılı için Kültür Bakanlığının proje arayışından haberimiz oldu. Prof.Dr. Haşim Karpuz Hocaya birlikte Türkiye Mevlevihaneleri yapmaya karar verdik. Bu hem bir fotoğraf albümü hem de kısa bir belgeselden oluşuyordu. Bakanlık bu proje bitince Dünya Mevlevihaneleri projesini de desteklemeye karar verdi. 13 ayrı ülkedeki 15 ayrı Mevlevihane’yi karayolu ile ziyaret ederek hem kitap hem de belgesel yaptık. O yolculuk bize yeni ufuklar açtı. Daha sonra vali olan Mustafa Büyük ve şu an bakan yardımcısı olan Nadir Alpaslan o dönemde ekibimize ciddi destek verdi.
Biz baştan beri Anadolu Selçuklu Yapı Envanterini hazırlamak amacındaydık. 2007 yılında bu projeyi o dönem Selçuklu Belediye Başkanı Âdem Esen Beye sunduk. Âdem Beyin desteği ile Türkiye’de bulunan 677 Selçuklu eserinin toplu halde yayınlanması bu proje ile oldu. Proje aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı himayesindeki ilk projemiz oldu.
Selçuklu ve Osmanlı eserleri üzerinde çok çalıştınız, araştırdınız. Yitik tarihin izlerinde nelerle karşılaştınız, izlediğiniz yol sizi nereye ulaştırdı?
Selçuklu ve Osmanlı bizim tarih boyunca kurduğumuz birçok medeniyet içinde belki de en büyük ve en önemlilerindendir. Selçuklu bu coğrafyayı vatan yapan medeniyet, Osmanlı ise onun devamı ve Türk tarihinin belki de en büyük zirvesidir. Selçuklu ve Osmanlı mimari eserleri üzerine yapılan çalışmaların bu kadar gecikmiş olması üzücüdür. Biz Selçuklu Mimari Eserleri Envanterini yapana kadar toplu şekilde ve tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde bir çalışmanın yapılmamış olması hakikaten çok esef vericidir. Bizim projemiz sonunda kullanılmaya başlayan “kadim medeniyet” mottosu bile aslında ne kadar geciktiğimizin delilidir.
Biz bu çalışmaları yaparken İstanbul’dan Hazinedaroğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Ergelen bize ulaşarak Selçuklu Medeniyeti için yapılan çalışmanın Balkanlardaki Osmanlı Eserleri için de yapılmasını arzu ettiğini ifade etti. Biz bunun üzerine Balkanlardaki Osmanlı Eserlerini Bosna-Hersek, Arnavutluk, Kosova ve Makedonya’yı kapsayacak şekilde 2 cilt halinde hazırladık ve yayınlandı. Ne yazık ki o proje akim kaldı. Keşke tamamlayabilseydik.
2008 yılından itibaren Büyük Selçuklu Mirası üzerinde yoğunlaştık. O dönem Selçuklu Belediye başkanımız olan Uğur İbrahim Altay proje ciddi destek verdi. Başbakanlık tanıtma fonu katkılarıyla 5 cilt kitap ve belgeselden oluşan projeyi tamamladık. 18 Haziran 2013 tarihinde Çankaya da bu projenin tanıtım toplantısı yapıldı.
Sınır ötesindeki insanlar tarafından nasıl karşılanıyorsunuz?
Biz birkaç ülke dışında çok ciddi bir sıkıntı çekmedik. Gittiğimiz her ülke de özellikle Ortadoğu ve Balkanlarda Türk ve Müslüman olmak birçok kapıyı açıyor. Ama Ermenistan ve Yunanistan gibi ülkelerde halk size sıcak davransa da bürokrasi her türlü zorluğu çıkartıyor. Çokça hatıra nakletmem mümkün ama beni en çok etkileyen Humus Mevlevihanesi mescidinde imamlık yapan son Mevlevi şeyhinin torunu Abdurrahman Şeyh Osman’ın bizi evine davet etmesi olmuştu. Çünkü eve gittiğimiz de oradaki yaşlı teyze Elhamdülillah evimize Türkler yeniden geldi demişti. Evet, Türk beklenendir sözü orada bir kez daha anlam kazandı.
Özellikle Konya’nın yitik tarihi eserlerine dair Avrupa’da gördüklerinizi anlatır mısınız?
Batı müzelerindeki çok sayıda eser ne yazık ki ülkemizden götürülmüştür. Bunların içinde kanuni yollarla gidenler olduğu gibi tarihi eser kaçakçıları tarafından götürülenler çoğunluktadır. Berlin Bergama Müzesindeki Beyhekim Mihrabı bu eserlerin belki de en çok bilinenidir ama diğer müzeler de de çok sayıda kaçırılan eserimiz mevcut. Son yıllarda bunların bir kısmı geri alınmışsa da halâ binlerce eser ana yurduna döneceği günü beklemektedir.
Halen devam eden, kitap ve belgesel projesini ne aşamaya getirdiniz ne zaman kamuoyuna sunulacak.
T.C Cumhurbaşkanlığı himayesinde yürütmekte olduğumuz Türklerin Mirası projesi 2018 yılında başladı.
a-Türklerin Mirası Projesi Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük kültür projesidir.
b-Konya Merkezli bir proje olup, proje kapsamın da yerli ve yabancı yaklaşık 100 ilim adamı görev yapmaktadır.
c-Türklerin Mirası Projesi 12 Cilt Mimari+4 Cilt Müzeler Kitabını ve 1 cilt seçki ile 18 Bölüm Belgeselden oluşmaktadır (Belgesel 4k Yayın formatında çekilecektir.)
d-Proje Kapsamında
-Tarih Öncesi Türk Kültür
-Saka-Hun-Avar-İskitler-Kuşanlar-Göktürkler-Uygurlar-İdil/Bulgar Hanlığı/Saciler-Hazar Hakanlığı–Karahanlılar–Gazneliler-Büyük Selçuklular-Harzemşahlar-Atabeylikler-Delhi Türk Sultanlığı-Moğol etkisi (İlhanlılar)-Altınordu-Memluklular-Timurlu-Babür İmparatorluğu mimari eserleri ile müzelik eserleri envanterlenecektir.
e-Proje kapsamındaki ülkeler Çin-Güney Kore-İran-Azerbaycan-Irak-Ermenistan-Kazakistan-Özbekistan-Tacikistan-Türkmenistan-Kırgızistan-Rusya-Afganistan-Pakistan-Hindistan-Ürdün-Lübnan-Suriye-Mısır-Yemen-Ukrayna ve Nahcivan özerk cumhuriyeti gibi saha ülkeleri ile ABD, Rusya, Almanya, İngiltere; Fransa, Danimarka gibi müze ülkelerini kapsamaktadır.
f-18 Bölüm Belgeselde mimari eserler esas alınmakla birlikte sosyal hayat, kültür, tarih ve medeniyete katkı konuları ele alınacaktır.
g-Proje Ana sponsoru Konya Selçuklu Belediyesidir.
h-Proje destekçileri Selçuk Ün. Ve Anadolu Üniversitesi ile Vakıfbank’tır.
i-Projeye katkı sağlayan kuruluşlar T.C Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’dır.
j-THY belgesel ve kitap külliyatında proje ortağı olarak yer alacak ve belgesel film ulusal kanallar da koordineli olarak THY uçak içi yayın partneri olacaktır.
k-Projede diğer proje destekçisi olarak T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TRT yer almaktadır.
l-Proje sahibi kuruluş: Konya Aydınlar Ocağıdır.
m-Proje taraf Kuruluş T.C Dışişleri Bakanlığı’dır. Projenin ilk kısmı olan 13 bölüm belgesel ve 4 cilt külliyat bu yılın Ekim ayında kamuoyu ile paylaşılacaktır.
Projemize destek veren Selçuklu Belediye Başkanımız Ahmet Pekyatırmacı, Milletvekilimiz Leyla Şahin Usta ve Bakanımız Murat Kurum’u da ayrıca zikretmem uygun olacaktır.
Projede onlarca ilim adamının emeği var elbette. Projenin şef editörlüklerini Prof.Dr. Osman Eravşar, Prof.Dr. Şaban Çalış, Prof.Dr. Ayşe Dudu Kuşçu, Prof.Dr. Ahmet Taşağıl ve Prof.Dr. Kürşat Yıldırım yapıyor.
Tebrik ve teşekkür ediyorum. Çalışma özetini dinlemenin bile heyecan verdiği eseri merakla bekliyoruz.