Ümit GÜÇLÜ
• FERAMUZ PİS!
İstanbul’un unutulmuş bir köşesinde, eski bir apartman dairesine konuk olmak ister misiniz?
Sema Elcim’in yazdığı ‘Feramuz Pis’, Mardin’den göç etmiş Süryani bir ailenin özel gereksinimli çocuğu, Feramuz’un hikâyesi. Gerçek dünyanın sertliğiyle, zihninde kurduğu büyülü evren arasında savrulan bir öykü. Ailesi geçim derdiyle boğuşurken Feramuz varoluşunun sınırlarını keşfetmeye çalışıyor. Oyun, toplumun görmek istemediklerini, bastırılmış hikâyeleri ve masumiyetin nasıl kirletildiğini sahneye taşıyor. Peki, gerçekten pis olan kim? Feramuz mu, yoksa onu böyle görenler mi?
Oğuz Utku Güneş’in yönettiği, Çiçek Dilligil, Çağdaş Tekin, Aybanu Aykut, Batur Belirdi, Dilara Mücaviroğlu ve Ataberk Öğe’nin yer aldığı oyun 7 Nisan’da Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde, 14 Nisan’da Dasdas İstanbul’da, 20 Nisan’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde sahne alıyor.
• DÜŞLER DİYARINDA MATEMATİK (ÇOCUK OYUNU)
Matematik dersini sevemeyen Cafer, ödevlerden kaçmak için türlü bahaneler üretirken bir akşam rüyasında Albert Einstein’ı görüyor. Matematiğin eğlenceli bir bulmaca olduğunu söyleyen Einstein, rakamların sadece birer oyuncak gibi olduğunu ve başarı için tek gerekenin merak etmek olduğunu anlatıyor. Burak Özen’in yönettiği, Burak Özen, İrem Aydın, Barış Eroğlu’nun yer aldığı oyun, 5 Nisan Cumartesi günü saat 13.00’da Maltepe Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde çocuk izleyiciler için sergileniyor.
• AKCİĞER
İngiliz yazar Duncan Macmillan’ın, modern dünyada bireylerin çevresel, toplumsal ve kişisel sorumluluklarını sorguladığı eseri ‘Akciğer’, Mehmet Birkiye rejisiyle 6 Nisan’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde sahneleniyor.
Oyun, bir çiftin çocuk sahibi olma kararıyla birlikte çevresel sorumluluklar, iklim değişikliği ve gelecekteki dünya üzerine düşündüklerini ele alıyor. Hem mizahi hem de derin düşünce uyandıran bir atmosfer yaratıyor. İzleyiciyi yalnızca duygusal yoğunluğuyla değil, aynı zamanda karakterlerin yaşadığı içsel gerilimle de derin bir düşünceye sevk ediyor. Nergis Öztürk ve Engin Hepileri’nin canlandırdığı karakterlerin arasındaki hızlı tempolu diyaloglar, izleyiciyi kendi hayatlarındaki büyük kararları sorgulamaya itiyor. Bu yönüyle çağdaş tiyatronun en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.