Yıllar yıllar önceydi Barış Yarkadaş henüz elinde mikrofonla haber kovaladığı yıllarda Erdoğan’ın bir basın toplantısı sırasında yanına yaklaşarak hakkında çıkan mahkeme kararını duyuran pusulayı uzatıyor.
Erdoğan pusulayı okuduktan sonra gazeteciler haberdar oldukları mahkümiyet kararını sormaya başlıyorlar. Bir an düşünerek bekliyor ve sonra elindeki evrağı ceketinin iç cebine koyarak bu konu hakkında şimdi bir açıklama yapmam, yorum yapmam doğru değil diyor ve kendi mahkumiyetini büyük bir vakurla karşılıyor.
Gelelim günümüzde hemen hemen her gün gazetelerde, çeşitli toplantılarda, açık oturumlarda herkesin ağzından düşmeyen ‘Ekrem İmamoğlu da aynı Erdoğan gibi göreceksiniz çıkacak ve Cumhurbaşkanı olacak’ benzetmelerine.
Öncelikle bir izah ile başlamalıyız;
Erdoğan sadece bir şiir okuduğu için ceza aldı. Sokakları terörize etmeden, gençleri kışkırtmadan, memleketi çıkmaza sürüklemeden,demokrasi dersi vererek sürecini tamamladı ve siyasi yasaklı hale geldi, İmamoğlu ise kamuoyunda her gün çarşaf çarşaf yayınlanan savcılık suçlamalarına bakıldığında rüşvet, terör, tehdit gibi bir sürü suçtan dolayı tutuklandı!
Ayrıca Ekrem Bey içerisinde bulunduğu tüm bu rezil durumlar hasebiyle utanmak arlanmak yerine bağlı ve iltisaklı bulunduğu ne idüğü belirsiz grupları harekete geçirerek sokakları terörize etmekten çekinmedi. Provokasyon ve spekülasyon maharetiyle halkın bir günde %10 fakirleşmesine sebep olması da cabası!
İktidar ve para hırsıyla bir yandan halkın ekonomisine saldırırken diğer yandan
Ülkede bulunan üniversite gençliğini şahsi kariyerine alet etmekten bir an olsun geri durmadı.
Göreve geldiği günden bu yana CHP’nin iç dinamiklerini değiştirme amaçlı gündem yaratmak, önce başkan yardımcılığı sonrasında hedef büyüterek başkanlık hülyaları peşinde gezinmek ve bu uğurda halkın kaynaklarını çekinmeden harcamak, tatil yapmak dışında hiçbir icrası bulunmayan, diploması şaibeli, yaptığı işler şaibeli, aktif başkanlık yaptığı kurultay şaibeli bu şahsı şaka amaçlı bile Recep Tayyip Erdoğan’la karşılaştırmak bana göre Erdoğan’a büyük haksızlık olacaktır.
Şimdi birazcık konunun dışına çıkalım ve gelelim Ekrem Bey’in bu toprakların genç insanlarına milim benzemeyen oğlu selim efendinin açıklamasına,
Sabah kapıya gelen polisler için; belki de ileride bu ülkeyi yöneteceğini bildikleri bir kişiyi sabahın köründe bir terörist gibi alıp götürdüler demişti.
Sana Volkan Konak’ın Selim Bölükbaşına seslendiği gibi seslenerek diyorum ki;
Selimuuum,
İstiklal marşının ilk iki kıtasını bilmeyen bir adamın oğlu olman hasebiyle bu söyleyeceğimi de bilmediğinden adım gibi eminim ve bu cehaletin için seni hiç mi hiç suçlamıyorum da!
Ama şimdi öğreneceksin;
Bu memlekette hiçbir suçu olmadığı halde görevinde bir başbakanı senin babanın zihniyetinde ve tarafında ki izansızlar dar ağacına astılar!
Kıymetli babacığını menderese benzetme hatasına da düşmüyorum zira senin baban yukarıda yazdığım gibi sayfa sayfa delillerle ispatlı evraklarla suçlanıyor!
Kıymetli babacığının hakkını, hukukunu koruma isteğine asla karşı da değilim yalnız bu mücadeleyi sevgili anneciğinle otobüsün üzerinde değil de, günlerdir sokağa döktüğünüz, polise kezzap attırdığınız, sokakları gasp ettirdiğiniz ne idüğü belirsiz taraftarlarınızın içerisinde yapsanız çok daha inandırıcı olabilirsiniz.
Son tahlilde sevgili selim senden ricam babanın milletin paralarıyla seni sarıp sarmaladığı pamuklu fanusun içerisinden çık ve en azından sabahları birkaç gazete manşeti oku göreceksin; içerisinde prenslerin, prenseslerin, devasa şatolarda cirit attığı masal maalesef birkaç gün önce sonra erdi.