Yozgat’ın hayırsever iş insanı Zafer Özışık tüm Yozgatlılara seslendi!

Özışık, her yıl olduğu gibi bu yıl da fitre, zekat ve çeşitli yardımlarda bulunacak olan Yozgatlıların bu yıl da yardımlarını Yozgat’a göndermelerini istedi. Yozgat’ta ihtiyaç sahibi insanların çok fazla olduğunu söyleyen Özışık, “Ben, Yozgatlılardan her zaman olduğu gibi, dışarıda yaşayan hemşehrilerimizden şöyle bir istekte bulunmak istiyorum: Fitre, zekât, hayırlarını, yapacakları yardımları, hediyeleri ve sadakaları Yozgat’a göndersinler. Yozgat’ta mutlaka yakınları vardır. Yozgat, garip bir şehir; ihtiyacı olan insanlar çok. İnsanımız mağdur. Bu şehrin insanı gani gönüllü. Durumu iyi olanlar, durumu olmayanlara yardımcı olmalıdır” dedi.

Vakıf ismi nerede geliyor?

Vakıf isminin nereden geldiğini de anlatan Özışık, “”Vakıf, babamın ismi olan Dursun Ahmet Özışık adına kurulmuştur. Babam şoförlük yaparken geleni getirir, gideni götürürdü. Otobüste muavinlik yaparken ona "Vakıf Ahmet" lakabı takılmış. Yanında çalışan diğer iki kişi de "Açıkbaş Ahmet" ve "Yeşilbaş Ahmet" diye anılırmış. Babamın lakabı zamanla "Vakıf Ahmet" olarak kalmış. Vakıf ismini de buradan aldık. Rahmetliyi ben 20 yaşındayken kaybettim. Babamı anarken hep "Ona doyamadım." derim. Ama bize güzel bir miras bıraktı. Yolda kalanı, parası olan olmayanı götürüp getirirmiş. Biz de onun yolundan yürüyerek devam ediyoruz. Rabbim bizleri muhannete muhtaç etmeyecek kadar verdi. Biz de Allah’ın verdiğini bir vesileyle paylaşıyor ve dağıtıyoruz. "Burada benim malım, mülküm var." deme lüksüm yok. Sadece paylaşıyoruz. Yozgat bizim. Biz, kendi insanımıza vesile oluyoruz” ifadelerini kullandı.

Yardımlaşma ve dayanışma var

Her Ramazan’da olduğu gibi bu Ramazan da Yozgat’ta iftar verdiklerini anımsatan Özışık, şunları söyledi; “İftar çadırının önemi büyük. Sosyoloji ve psikoloji öğrencileri gelip burada hizmet ediyor. Ekmeği biten, diğerinin ekmeğini paylaşıyor. Tatlı isteyenlere tatlı veriliyor. Burada yardımlaşma ve dayanışma var. Parası olmayan da gelsin, parası olan da gelsin ki bu ortamı görsünler. Herkesin Ramazan ayında en az bir kez uğrayıp bu havayı teneffüs etmesini rica ediyorum. Oktay Yıldırım, Allah rızası için çalışıyor. Herkesi bir lokanta sahibi gibi ağırlıyor. Oktay Yıldırım olmasa, bizce orada aksaklık olurdu. Onun emeği, benimkinden çok daha fazla. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Yerimiz, Lise Caddesi'nde Gimat’ın üst katında. Ayrıca mekânımızı genişlettik.”

Rabbim’den istedik o verdi

Özışık, iftar verme isteğinin 1992 yılına dayandığını anımsatarak, “1992 yılında, Kamil Eroğlu arkadaşım Ankara’da beyaz eşya ticareti yapıyordu. Abdullah Koçak, Hitit Oteli'ni işletiyordu. Metin Eroğlu ise Bursa Pazarı’ndaydı. Ramazan ayında otururken, "Bir iftar sofrası açsak da millete iftar versek." dedim. O zamanlar, "İmkânsız, üç kişinin karnını bile doyuramazsın." diyenler oldu. Ama biz Rabbimizden istedik ve Rabbimiz bize vesile verdi. Allah herkese hayırlı ömür versin” ifadelerini kullandı.