HABER MERKEZİ
Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) 2. Büyük Kongresi'nde kararlaştırdığı ve Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden ilk doktor olan Prof. Dr. Cemil Taşlıoğlu’nun ölüm tarihi olan 1 Nisan tarihini "1 Nisan Covid-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Sağlık Çalışanlarını Anma Günü" nedeniyle tabip odaları açıklamalar yaptı.
"Pandemide yitirdiğimiz en az 557 hekim ve sağlık emekçisinin anıları önünde saygı ile eğiliyoruz" denilen açıklamalarda "Aradan beş yıl geçmesine ve yüzlerce ölüme rağmen Covid-19 pandemisi ısrarla meslek hastalığı olarak sayılmıyor" ifadelerine yer verildi.
TTB, yaptığı yazılı açıklamada "Bilimsellikten ve şeffaflıktan yoksun hareket eden, halk sağlığını değil, sermayenin çıkarlarını önceleyen, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin taleplerini reddeden, Kovid-19’u illiyet bağı aramaksızın meslek hastalığı kabul etmeyen, yıpranma payını yeterli seviyeye çıkarmayan, güvenli ve güvenceli çalışma koşullarını sağlamayan, insanca yaşamaya yetecek ve emekliliğe yansıyacak tek kalem maaş vermeyen, resmi verilerin çok daha üstündeki can kayıplarının sorumlusu olan sağlık otoritesini unutmuyoruz, affetmiyoruz" denildi.
Açıklamada, özetle şu ifadelere yer verildi:
"Ülkemizin, ilerleyen yıllarda yaşanması olası salgınlarda yapılması gerekenler konusunda yeterli birikime, deneyime, insan gücüne sahip olduğunu hatırlatıyor ve doğru bir salgın yönetimi için yineliyoruz: Başka bir sağlık sistemi mümkün."
"VERİLER HÂLÂ ŞEFFAF DEĞİL"
Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu da şu ifadelere yer verdi:
"Tüm dünyada sağlık sistemlerinde krize yol açan, ülkelerin ekonomik ve sosyal hayatını durma noktasına getiren Covid-19 pandemisinin beşinci senesindeyiz. Pandemide dünyada 7.010.681 kişi, Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği’nin paylaşımına göre ülkemizde 102.174 kişi hayatını kaybetti. Ne var ki, Covid-19 pandemisinin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen vaka ve ölüm sayıları net olarak bilinmemekte, veriler şeffaf şekilde paylaşılmamaktadır. Sağlık sistemimizin şirket mantığına göre organize olması, pandemi döneminde temel epidemiyoloji biliminin gerekliliklerinin yerine getirilmemesi, 'çarklar dönsün' anlayışıyla milyonlarca insanın işyerlerinde ve kamusal mekanlarda enfeksiyon riskine maruz kalması gibi çok sayıda faktör nedeniyle Covid-19 pandemisinin etkileri yıkıcı olmuştur. Birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetleri uygulamalarının zayıflatıldığı sağlık sistemi, pandemiyle mücadeleyi güçleştirmiş, özveriyle görev yapan sağlık emekçileri virüs maruziyetine açık halde çalışmak zorunda kalmıştır. Pandemide 39 sağlık branşında 522 hekim, diş hekimi, hemşire, teknisyen, ebe, memur, tekniker, sağlık işçisi, güvenlik görevlisi, acil tıp teknisyeni, ambulans şöförü ve niceleri aktif görev başındayken hayatını kaybetmiştir. Bir kez daha belirtiyoruz, bu ölümlerin çoğu önlenebilirdi. Aradan beş yıl geçmesine ve yüzlerce ölüme rağmen Covid-19 pandemisi ısrarla meslek hastalığı olarak sayılmıyor. Bilimsel, şeffaf ve emekten yana yönetim anlayışı benimsenseydi, sağlığa yeterli kaynak ayrılsaydı, kamu yararını önceleyen sağlık hizmeti planlaması yapılsaydı çalışma arkadaşlarımız şu an aramızda olacaklardı… Bizler; ister pandemi, ister başka bir salgın, ister deprem olsun, hangi şartlar altında olursak olalım halk sağlığını ve sağlık çalışanlarının sağlığını korumak için bilimin ışığında hareket etmeye devam edeceğiz. Bu nedenle hiçbir sağlık çalışanının önlenebilir nedenlerden hayatını kaybetmediği, halkımızın nitelikli sağlık hizmetine eşit ve ücretsiz şekilde erişebildiği, toplumsal refahın gözetildiği “Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün!” diyoruz. Küresel salgında kaybettiğimiz tüm sağlık çalışanlarının anıları önünde bir kez daha saygı ile eğiliyoruz. Anıları, sağlık hakkı mücadelemizde bize ışık olacaktır. Unutmayacağız! Unutturmayacağız!."