Egedesonsöz'den Metehan Ud'un haberine göre; Uzun yıllardır maden ve taş ocaklarıyla doğası ve kültürel yapısı yok olan Beşparmak Dağları'ında her geçen gün yeni proje alanlarının belirlenmesi, çevre ve doğal yaşama geri dönülemez zararlar veriyor.
Antik adıyla Latmos’un eteklerinde bu sefer taş ocağı kırma tesisi kurulması için onay verilmişti. ÇED kararı Latmos Platformu üyeleri ve köylüler tarafından yargıya taşınarak iptali istenmişti.
Açılan davada bilirkişi heyetinin hazırladığı rapor mahkemeye sunuldu. Raporda çevresel etki değerlendirme sürecinin işletilmesi gerektiği vurgulandı. Raporda "Proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetlerin orman ekosistemi, hava kalitesi, su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki olası geri dönüşü olmayan etkileri göz önüne alındığında, çevresel risklerin detaylı bir şekilde değerlendirilmesi, alternatif önlemlerin belirlenmesi, ekosistem üzerindeki baskının minimize edilmesi ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda bütüncül bir analiz için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun hazırlanmasının teknik açıdan uygun olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır." ifadeleri yer aldı.
Mahkeme heyetinin bilirkişi raporu doğrultusunda yakın zamanda yürütmeyi durdurma kararı vermesi bekleniyor.
Rapordan kesitler:
- Biyoloji (Flora) Bilimi: İlgili bölümde yapılan değerlendirmede tesisin kısa vadede büyük bir ekolojik tahribata yol açmayacağı ancak uzun vadede ekosistemi olumsuz etkileyebileceği, bu açıdan projenin çevresel etkilerinin belirlenmesinin gerekli olduğu, bu açıdan ÇED raporun hazırlanması gerektiği ve bu etkilerin bu raporun hazırlanması ile değerlendirilebileceği,
- Çevre Mühendisliği: Proje kapsamında meydana gelecek Hava Kalitesi Modelleme çalışmalarının, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği (SKHKKY) ve ilgili çevre mevzuatlarına uygun olarak yürütüldüğü, insan sağlığı açısından emisyon değerlerinin yönetmelik kapsamında kabul edilebilir düzeyde olduğu, Ancak beklenen toz emisyonlarının su kaynakları, toprak yapısı, flora ve fauna üzerindeki olumsuz etkilerin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği,
- Orman Mühendisliği: Dava dosyasındaki belgeler ve 09/01/2025 tarihinde yapılan arazi keşfi doğrultusunda hazırlanan rapora göre, proje kapsamında kesilecek ağaç sayısının net olarak öngörülmemesi, kaldırılacak orman örtüsünün bozuk ve 1 kapalı alanlara denk gelmesi, orman ekosistemine olası etkilerin göz ardı edilmesi, bitkisel toprağın sıyrılması ve depolanmasına yönelik erozyon riskine karşı önlemlerin yetersiz olması, rezerv ağaç bırakılmaması ve orman yangınlarıyla mücadele için etkin bir planlama bulunmaması gibi ciddi eksiklikler tespit edilmiştir. Bu nedenlerle, ormancılık disiplini açısından projenin uygulanması durumunda orman varlığı ve ekosistem üzerinde geri dönüşü mümkün olmayan olumsuz etkiler yaratacağı,
- Jeoloji Mühendisliği: Proje alanı, %5 ile %30 eğime sahip yamaç ve tepe topoğrafyasında yer almakta olup, yeraltı suyu akış yönü batı ve kuzeybatıya doğrudur. Alanın jeolojik yapısı gnays kayaçlardan oluşmakta ve aşınma ile özel bir tor topoğrafyası meydana getirmektedir. İnyurt Deresi’nin sulu akış halinde olduğu tespit edilmiş ve proje sahasının önemli yüzey ve yeraltı suyu kaynaklarını beslediği belirlenmiştir. Ayrıca, alanın bir kısmının kısa mesafeli koruma alanına girdiği, Karacahayıt Göleti’ni besleyen su kaynaklarının yeterince araştırılmadığı ve potansiyel kaya düşmesi riski bulunduğu anlaşılmıştır. Çevre Düzeni Planı'na göre proje alanı orman ve mera statüsünde olup, su havzalarının korunması gerekmektedir. Tüm bu unsurlar göz önüne alındığında, ekolojik, hidrojeolojik ve çevresel riskler nedeniyle "ÇED Gerekli Değildir" kararına temel oluşturacak teknik verilerin yetersiz olduğu ve projenin etkilerinin ve düzeyinin belirlenmesi gerektiği, dolayısyla ÇED raporunun gerekli olduğu,
- Maden Mühendisliği: İlgili bölümde açıklanan nedenler ve ilgili bölümde verilen Yasal Yükümlükler kısmındaki kanun maddelerine göre projenin gerçekleştirilmesinde aykırı bir durumun olmadığı, ancak dava konusu Mobil Kırma Eleme Tesisinin kapasitesinin yıllar içerisinde doldurulması için ocakta üretim aşamasında kullanılan makine – ekipman kısmının arttırılacağı ve komşu ocaklardan tesise malzeme getirileceği husularındaki alınması gereken önlemlerle ilgili PTD’ da verilen teknik değerlendirmelerin yetersiz kaldığından dolayı, projenin etkilerinin ve düzeyinin belirlenmesi gerektiği, dolayısyla ÇED raporunun gerekli olduğu kanaatine varılmıştır.
PROJE HAKKINDA
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Söke’nin Yeşilköy ve Karacahayıt köyleri sınırındaki Dinçler Grup bünyesindeki Dinçler Madencilik’in kırma eleme tesisi projesi için ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı vermişti. Şirketin bu bölgede ayrıca taş ocağı da bulunuyor. Tesisin yıllık kapasitesi ise 390 bin ton olacak.
ÇED sahası 1/100000 Ölçekli Çevre Düzeni Planında "Orman Alanı" ve "Çayır-Mera Alanı" olarak işaretlenmiş alanda kalıyor. Tapu Kadastro sorgulamasında ise parsel zeytinlik olarak kayıtlı.
LATMOS: DOĞAL VE KÜLTÜREL BİR HAZİNE
Latmos’un geçmişine dair kültür izleri, Neolitik Dönem’e kadar uzanıyor. Latmos, Anadolu’nun kutsal kabul edilen dağlardan biri. Bu dağ sisteminin en tepe noktası olan Tekerlek Dağ, 'Fırtına Tanrısının evi' olarak kabul ediliyor. Fırtına Tanrısı, Hititler döneminde Tarhunt, Antik Çağ’da ise Zeus olarak aktarılıyor. Antik Yunan mitolojisinde bu dağların, Ay Tanrıçası Selene’nin sevgilisi genç çoban ve avcı Endymion’u gizlediği mağarayı barındırdığına inanılıyor. Hristiyanlık döneminde Latmos bölgesi korunaklı ve huzurlu bir bölge olması nedeniyle manastırlar için bir tercih edilmiştir. Latmos’da bilinen en erken buluntular, 7-8 bin yıl öncesine ait kaya resimleri. 1994'te Anneliese Peschlow-Bindokat tarafından keşfedildiğinden bu yana 170’den fazla farklı kaya resmi belgelenmiştir. Bu sayının gelecekte yeni araştırmalar sonucu daha da artması bekleniyor. Latmos kaya resimleri Anadolu’daki en önemli tarih öncesi keşiflerinden biri kabul ediliyor.
Editör: Tuğba Aydın